İyi bir önleme projesi nasıl hazırlanır?

Madde kullanımını önlemeye yönelik çalışma yapmak diğer sosyal sorumluluk projelerinden farklıdır. Madde kullanımının çok boyutlu bir problem olması, her maddenin farklı etki göstermesi, karakteristik özelliklerinin belirleyici olması gibi bir dizi etmenden dolayı projeler bazen fayda sağlamak isterken zarar da doğurabilir. Bu yazıda kısaca iyi bir önleme projesi oluştururken nelere dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekeceğim.

 

1) Hedef kitlenin tespiti

Madde bağımlılığı veya kullanımı ile ilgili proje yaparken birçok kişi ve kurum hedef kitle tespitinde tereddütler yaşamaktadır. Bu alanda üç temel hedef kitle vardır, a) hiç kullanmamışlar, b) bir şekilde kullanmışlar ama halen bağımlı olmayanlar ve son olarak bağımlı kişilerdir. Teknik olarak Birinci, İkincil ve Üçüncül önleme faaliyetleri olarak adlandırılan çalışmalar projeyi uygulayacak ekibin uzmanlığına, zamana ve maddi imkana göre değişir.

Birincil Önleme

Eğer projeyi uygulamayacak ekibin içerisinde madde kullanımı ve bağımlılığı konusunda özel eğitim almış, uzmanlaşmış kişiler yoksa birinci önleme çalışmaları yapmalarını tavsiye ediyorum. Hiç madde kullanmamış kişilerin durumunu muhafaza etmeye yönelik tedbirler almak daha kolaydır. Bu kitle çalışma yapılabilecek en geniş kitledir çünkü madde kullananların oranı toplum içinde %3-5 gibi bir oranda olduğu için %95 gibi geniş bir kitle ile aynı dili konulabilmek daha kolaydır. Öte yandan yapılan çalışmalara geniş bir kitle ilgi duyar ve destekler. Mesela televizyonlarda gördüğümüz sigara karşıtı reklamlar belki kullanmayanlara yönelik çok fazla mesaj içermez ama bu tür faaliyetlerin sürdürülmesinden geniş kesimler mutlu olur ve destekler.

Ayrıca bu tür çalışmaların birebir değil, toplu aktivitelerle (seminerler, eğitimler, sosyal ve kültürel faaliyetler gibi) sürdürülmesi kolaydır. Kısa sürelerde uygulanabilir, küçük maddi desteklerle projenin görünürlüğü (afişler, kitapçıklar, bilboardlar vb) arttırılabilir veya hedef kitlenin daha etkili (tiyatro, açık hava etkinliği, çalıştay vb) eğitilmesi sağlanabilir. Bu tür faaliyetleri sürdürmek için illaki madde bağımlılığı konusunda uzman olmak gerekmez. Mesela öğrencilerin okula bağlılığını, ders başarısını arttırmak, boş vakitlerinde spor ve benzeri sosyal kültüre etkinliklere katılımını sağlamak etkili önleme çalışmalarıdır ve madde bağımlılığı konusunda hiçbir bilgi sahibi olmadan da yürütülebilir.

İkincil ve Üçüncül Önleme

Ancak kişi madde ile temas ettikten sonra alınacak tedbirler çoğu zaman uzmanlık gerektirir. Daha da ötesi projeyi uygulayanların kişisel performası ile sonuç almak mümkün olmayabilir. Mesela kişi arasıra ve sosyal ortamlarda madde kullamaya devam ediyorsa bu kişinin tutum ve davranışlarında değişiklik yapmak, sosyal hayatını yeniden düzenlemek gerekiyor. Bu tür faaliyeler ise birebir görüşmelerle yapılabiliyor. Bazen ailesinin de eğitilmesi gerekir. Hele kişi bağımlıysa, tedavisi ve rehabilitasyon kaçınılmazdır; bunlar için de alt yapı ve uzmanlara, belirli süre tedaviye ihtiyaç duyulur.

Ancak ülkemizde birçok sivil toplum kuruluşu ve belediyeler madde bağımlılığına yönelik proje yapmak istediğinde madde kullananlara ve bağımlılara yöneliyor. Bağımlıların ve yakınlarının feryat figanları, yardım talepleri yetkilileri harekete geçiriyor olabilir. Sayıca az bile olsa bazılarının kurtulması ve bu başarının toplum ve medya ile paylaşması yine yetkilileri motive edebilir. Birincil önlemede ne kadar mesafe kat edildiğimi topluma veya medyaya anlatmakta zorlanabiliyor olabilirler ve ne kadar pahalı olursa olsun üç beş kişinin kurtulmasını daha somut bir sonuç olarak kabul ediyor olabilirler.

Ancak ülkedeki alt yapı eksikliği bekletileri boşa çıkarabilir. Bir belediyenin ilçedeki bütün bağımlıları tedavi ettirmek için ciddi bir kaynak ayırdığını, 4-5 aylık sürede 700-800 bin TL harcama yaptığını ancak ilk tedavi olan grubun çok büyük bir kısmının bir iki ay içinde tekrar tedavi için başvurduğunu gördüğünde projeyi sonlandırdığını gördüm. Belediyenin konuya gösterdiği ilgi ve ciddiyete rağmen netice alamaması hem onları üzdü hem de o kadar kaynağın neticesiz kalmasına sebep oldu. Belki o kaynak Birincil Önleme için kullanılsa 4-5 yıllık bir proje oluşturulabilir ve gençleri korumak adına daha çok fayda sağlanabilirdi.

Madde ile temas edenler gerçekten desteğe muhtaçlar ve onları bu tür destekte mahrum bırakacak böyle bir yönlendirme de eleştirilebilir. Ancak benim şu an içinde alanda gördüğüm alt yapı eksikliğinin emek ve kaynağı gölgelediğidir. Umuyorum bir kaç yıl içinde ülkemizde hem tedavi hem de rehabilitasyon konusundaki eksiklikler tamamlanır ve bu tür projeler de artar. Ancak bu konuda uzmanlığı olmayanların iyi niyetleri ve gayretleri maalesef yeterli olmamaktadır.

2) Ölçülebilir projelere odaklanılmalıdır.

Günümüzde başarılı proje denildiği zaman planlama aşamasında çıktıları belli olan ve uygulama sonrasında bu çıktılara ne kadar ulaşıldığı tespit edilen projeler akla gelmektedir. Bir proje hayata geçirilmeden amaçları ve hedefleri netleştirilmelidir. Projeden ne elde edeceğini bilinmeden uygulanan çalışmaların etkisi de olmuyor. Özellikle AB ve Tubitak projelerinde değerlendirme kriterlerinde bu hususlara önem verilmekedir.

Uygulanacak önleme çalışmasına göre farklı ölçekler temin etmek mümkündür. Mesela Birincil Önleme çalışmalarında hedef kitlenin madde bağımlılığını, kullanım sonuçlarını, maddeleri ve etkilerini, kullananların tanınması, risk ve koruma faktörlerini konusunda bilinçlenmeleri beklenir. Proje bu amaçların hangisine hizmet edecekse çalışma ona göre yapılandırılır. Proje uygulanmadan bir anket ile hedef kitlenin bu konulardaki bilgi düzeyi ölçülür ve uygulama sonrası aynı ölçüm tekrarlanır. Böylece proje ile hedef kitlenin ne kadar ilerleme kaydettiği tespit edilir.

Her önleme çalışmasının farklı hedefleri ve ölçüm teknikleri vardır. Proje dizayn edilirken önce bu ölçeklerin gözden geçirilmesi bile projenin eksikleri konusunda çok fazla bilgi verir. Öte yandan uygulamanın hedefleri gerçekleştirecek şekilde planlanmalıdır. Mesela bilgi düzeyini arttırmaya yönelik hedefler eğitimlerle kolaylıkla sağlanabilir ancak tutum ve davranış değişikliği gibi hedefler tek bir eğitimle sağlanamaz. Bu nedenle ölçülen değişken ile uygulama arasındaki ilişkinin uzmanlar tarafından gözden geçirilmesi fayda sağlayacaktır. Aksi takdirde nedensellikle ilgili hatalar yapılabilir.

3) Sürdürülebilir projelere odaklanılmalıdır.

Önleme ile ilgili bir çalışma başlatıp bir iki faaliyetten sonra sonlandırılması projelerin ne kadar zayıf olduğunun bir göstergesidir. Özellikle kaynak talep edilen kalkınma ajansları, Tübitak veya AB projeleri için maddi destek sonrasında çalışmaların devam etmesi önemlidir. En basit konferans tipi eğitimlerde bile bilgilendirmenin devam etmesi için yazılı materyallerin (afiş, kitapçık vb) hazırlanması, eğitmenlerin yetiştirilmesi, gönüllülük esasına göre projeye katılımın olması, bir web sayfasının olması ise gibi unsurlar sürdürülebilirlik açısından değer görmektedir.

Bu aynı zamanda projelerin sağlıklı yürütülmesi içinde gereklidir, mesela bir okulda bir öğretmen bir projeyi sahiplenirse ve sadece kendisi ile sınırlı kalırsa zamanla motivasyonu düşebilir, kıskananlar olabilir, yeterli maddi ve manevi destekten mahrum kalabilir. Bu nedenle faklı kişilerle, kurumlarla bir araya gelmek ve uzun soluklu projeler geliştirmek daha etkili sonuçlar meydana getirmektedir.

Sürdürülebilir projeler geliştirmek aynı zamanda yoğunluğu bir anda artan iş yükünü de ortadan kaldırır. Çünkü zamana yayılan aktiviteler hem gelişmeyi hem de etkililiği sağlar. Mesela bir belediye ile yaptığımız bir projede İstanbul’da büyük bir ilçedeki gençlerin eğitilmesini planlanmıştık. Bir defada bütün öğrencilerin seminerlerle eğitilmesinden ziyade eğitimlerin her sene belirli bir aralıkta sadece 9. sınıflara yönelik uygulanması, hatta eğitimleri tiyatro ve görsel materyallerle desteklenmesi kararlaştırıldı. İlk yıl hepsine ulaşıp geçici bir etki yapmaktansa her sene devam etmesi sebebiyle daha nitelikli bir eğitim modeli oluşturuldu ve her sene bir önceki senenin eksikleri telafi edildiği için daha tatmin edici sonuçlar alındı.

4) Hedef kitlenin edilgen değil, etken olduğu projeler daha çok ilgi görmektedir.

Gerek gençlerin gerekse ailelerin bir araya getirilerek kendinizi ve çocuklarınızı madde bağımlılığından koruyun demek artık günümüz insanı için yeterli değildir. Bu tür faaliyetlere insanlar davet edildiği zaman ilk başta kendilerini çoğu zaman riskli grubun içinde görmemektedir. Ancak insanların bu sosyal probleme ilgisini katkı sağlayacak şekilde çekerseniz hem katılımları hem de etkileri artmaktadır.

Tecrübe ile sabittir ki gerek akran gerekse lider aile gibi eğitimlerde bazen aileler bazense gençler kendi eksiklerini daha iyi görmektedirler. Başka ailelere yardım etmek için eğitim alan ailerin bu eğitimle kendi çocuğumuzun madde kullandığını tespit ettik, çocuğumuzu daha iyi tanıdık demelerine çok kez tanık olduk. İnsanlar problemli bireyler olarak anılmak veya varsayılmak yerine çözümün bir parçası olmaya daha isteklidirler. Bu süreçte hem kendilerini daha iyi eğitiyorlar hem de alanda gönüllü olarak çalışıyorlar.

Ancak bu hususta projelerin daha iyi yapılandırılması gerekmektedir. Klasik madde bağımlılığı, neticeleri, maddeler ve etkileri gibi eğitimlerle bu tür projeleri sağlamak mümkün değildir. Daha fazla uzman desteğiyle ve daha fazla eğitim ile projelerin planlanması gerekmektedir. İstenilen amaçları gerçekleştirecek donanım katılımcılara kazanıldırılmalıdır. Eğer kendilerini hazır hissetmezlerse projeye karşı negatif algı da oluşabilir.

İyi bir proje yapmak sadece buradaki dört madde ile sınırlı değildir. Ancak ülke şartları değerlendirildiğinde bu hususlara dikkat etmek hem proje uygulayanların başarı sağlaması hem de kaynak ve enerjinin doğru kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Önleme projeleri hazırlamakla ilgili daha detaylı bilgiyi Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı merkezinin hazırladığı (European drug prevention quality standards) rehberden temin edebilirsiniz.

Bunları da sevebilirsiniz